Hatıllı kuru duvar tekniği
Akseki - İbradı havzasına özgüdür. Yörede düğmeli ev olarak adlandırılan konutlar bu teknikte yine yöre ustaları tarafından inşa edilirler. Bu teknikte duvar harçsız moloz taşlar ile oluşturulur.
Yörede bu taşlara 'helik' adı verilmekte ve yakın çevreden toplanmaktadır. Harç kullanılmadığı için taşlarda oluşabilecek dağılma ise her 40-60 cm'de bir duvar içine uygulanan hatıl-düğme (piştuvan) sistemi ile elimine edilir.
Bu sistemde duvar boyunca uzatılan ahşap hatıllar, alttan ve / veya üstten kertme sureti ile hatıllara geçirilen ince ahşap kütükler yardımı ile duvar içine sabitlenir. Hatılların üzerine geçirilen ince ahşap kütükler, duvar dışına doğru 10-20 cm uzatılırlar.
Bu ince kütüklere yörede düğme veya piştuvan adı verilmekte, bu sistemin tekrarlandığı 40-60 cm lik mesafe ise 'destur' adını almaktadır. Hatıl ve düğmeler için genellikle sedir ve/veya andız ahşabı kullanılmaktadır.
Kaynak-alıntı-fotoğraflar
AKSEKİ, İLVAT BÖLGESİ AHŞAP KAPI TİPOLOJİSİ VE KİLİT SİSTEMİNİN TRAKA-TIFRAZ' BELGELENMESİ
Özlem SAĞIROĞLU-Tuğba KINIKLIOĞLU-S.Sezi KARAYAZI
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Kapılar mekânların dilini oluşturan öğeler olmanın yanı sıra sosyo-kültürel, siyasi, edebi, sanatsal, dini gibi çeşitli anlamları vardır. Bulunduğu bölgenin iklim özellikleri, yapısal özellikleri ve kültürüne bağlı olan etkenler doğrultusunda gelişmiş ve şekillenmiştir.
Kapıların mekânları birbirine bağlama, iç mekândan dış mekâna, dış mekândan iç mekâna ya da bir mekândan diğerine geçme işlevini sağlama yanı sıra sıcaklık, su, nem, gürültü, toz, haşereye karşı yalıtım, gerektiğinde görüş ve ışık sağlama, iletişim kurma gibi görevleri de vardır.
Arapça’da “bâb” olarak isimlendirilen ve Osmanlıca’da da “bâb” olarak kullanılan kapı kavramı sadece mimari bir eleman olarak değil; resmi devlet dairesi anlamında da kullanılmıştır. Bâb- ı Âli, Osmanlı Devleti döneminde sadrazam sarayına verilen isimdir.
Apartmanların oluşum süreci:
Çoğunlukla 19.y.y. itibariyle yaygınlaşan apartman özelliğinde yapılar, coğrafyamızda başta İstanbul olmak üzere yapılaşma süreci içerisinde artan konut fonksiyonu kullanımı ile karşımıza çıkmakta.
Bir bakıma ataerkil aile geleneğinden kopuşu da simgeleyen bu değişik kullanımın İstanbul’un repertuarında yer alışı 20.y.y.da da sürüyor.
Tanzimat sonrası Galata, Fransız-İngiliz ticaret anlaşmalarının da etkisiyle, özellikle 19.y.y. ikinci yarısından başlayarak yoğun liman faaliyetlerinin yanı sıra, gemi acentaları, bankerler ve çeşitli ticarethanelerin yer aldığı bir iş merkezine dönüştü.
Ütünün icadı 17. yüzyıl başlarına dayanmakta. İlk başlarda giysileri düzleştirmek için ısıtılmış ağır taşlar kullanılırken daha sonra saplı düz demir plakalar ateşte ısıtılmaya başlanmış.
Bu yöntemle ısının uzun süre korunamaması yüzünden demir plakaları oyarak içlerini kömür közüyle doldururlarmış. Kor halinde kömür konularak ısıtılan bu ütüler ise oldukça ağır.
1882'de Amerikalı Henry Seely elektrikli ütüyü icat etti.İki çubuk karbon arasında kurduğu kablolu elektrik köprüsüyle demirin ısınmasını sağlamış.
Tarihi yapılara; toplumu etkileyici, eğitici ve sonunda onları yüceltici bir anlam katmanın en etkili yolu onları "yaşayan birer varlık" konumuna getirebilmektir."
İstanbul’un oldukça önemli ve özel tarihi apartmanlarını, zamana yayarak anlatmak istiyorum.
Mısır Apartmanı-Galatasaray
Yıkılan Trocadero Tiyatrosu’nun arsasına dönemin Mısır Valisi Abbas Halim Paşa’nın kışlık konağı olarak 1910 yılında inşa edildi. mimar Hovsep Aznavuryan’ın tasarladığı Mısır Apartmanı İstiklal Caddesi’yle Acara Sokak’ın kesiştiği noktada bulunuyor.
İstanbul’un ilk betonarme yapılarından olma özelliğini taşıyan apartmanın statik projeleri Fransa’da hazırlanıp, kullanılan malzemelerin çoğunluğu de Fransa’dan getirildi. Art Nouveau tarzındaki bu bina, Paşanın varisleri tarafından apartmana dönüştürüldü.
Bağdat Caddesi, bir diğer adıyla sadece ”Cadde”, İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan ve Kadıköy’e bağlı en popüler semtlerinden biri. Bizans’tan Bu Yana Var Olan Bağdat Caddesi’nin Dünden Bugüne Hikayesine göz atalım..
Bağdat Caddesi’nin tarihi Bizans elindeki İstanbul’a yani Konstantinopolis’e kadar dayanıyor. Bunun yanı sıra, Bağdat Caddesi Osmanlı hakimiyetinde de önemli bir yer tutmuş.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bile uzun bir süre boyunca, İstanbulluların plaj kültüründe kendi yerini bulan Bağdat Caddesi, hep önemli ve göz önündeki bir yer olmuş.