Kapılar mekânların dilini oluşturan öğeler olmanın yanı sıra sosyo-kültürel, siyasi, edebi, sanatsal, dini gibi çeşitli anlamları vardır. Bulunduğu bölgenin iklim özellikleri, yapısal özellikleri ve kültürüne bağlı olan etkenler doğrultusunda gelişmiş ve şekillenmiştir.
Kapıların mekânları birbirine bağlama, iç mekândan dış mekâna, dış mekândan iç mekâna ya da bir mekândan diğerine geçme işlevini sağlama yanı sıra sıcaklık, su, nem, gürültü, toz, haşereye karşı yalıtım, gerektiğinde görüş ve ışık sağlama, iletişim kurma gibi görevleri de vardır.
Arapça’da “bâb” olarak isimlendirilen ve Osmanlıca’da da “bâb” olarak kullanılan kapı kavramı sadece mimari bir eleman olarak değil; resmi devlet dairesi anlamında da kullanılmıştır. Bâb- ı Âli, Osmanlı Devleti döneminde sadrazam sarayına verilen isimdir.
Türk İslâm devletlerinde kapı sözcüğü genellikle devleti ifade eder; bugün de devlet kapısında çalışmak "kamu hizmetinde olmak" şeklinde anlaşılır. Osmanlılarda “paşa kapısı” ifadesi "sadrazamın görev yaptığı devlet dairesi" anlamında kullanılmıştır.
Kapı halkı tabiri de önde gelen bir kişinin hizmetindeki kimseleri niteler. Dünya siyasetinde de kapının anlamı büyüktür. Örneğin; “10 numaralı kapı” basit bir ifade gibi dursa da esasen İngiliz Devleti’nin Başbakanlık makamını temsil etmektedir.
“Kapı kapı dolaşmak”, “kapıdan kovsan bacadan girer”, “kapısını aşındırmak”, “kapıya dayanmak” gibi birçok atasözü de Türkçe’de konuşma dilinde önemli bir yer edinmiştir. Benzer atasözü ve deyimlere diğer dillerde de rastlamak mümkündür.
Tasavvufta da kapı önemli bir kavramdır. Tasavvufta "Mârifetullâh" makâmına ulaşmadan evvel geçilmesi gereken "dört kapı" bulunmaktadır: Şeriat kapısı, tarikat kapısı, marifet kapısı, hakikat kapısı.
Tasavvuf öğretisi olarak bu kapılar birer birer geçilerek hakikate ulaşılır. Dolayısıyla kapı kavramı sadece mekân için değil; insanlar için de önemlidir. Tasavvufun önemli mekânlarından dergâh da Farsça kökenli bir sözcük olup; kapı anlamını taşımaktadır.
Sadece Türkçe’ de değil; birçok dilde “Bir kapı kapanırsa, bir başka kapı açılır” sözü bir yaşam felsefesi olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.
İspanyol yazar Cervantes’in ünlü eseri Don Kişot’un 12. Bölümünde Don Kişot yardımcısına şöyle demektedir:
-Sanırım, Sancho, doğru olmayan hiçbir atasözü yok, özellikle de “Bir kapının kapandığı yerde, bir başkası açılır.”
‘’Açıl susam açıl” sözü Ali Baba ve Kırk Haramiler masalında geçen sihirli sözlerdir. Resim ve diğer sanat dallarında da kapılar pek çok eserin odak noktasını oluşturmuştur. Pek çok ressamın ünlü eserlerinde kapılar en ince ayrıntısına kadar belgelenmiştir.
Auguste Rodin’in Cehennem Kapısı, Art Deco sanatçısı George Barbier’in “Au Revoir” isimli tablosu, Oryantalist ressamlardan Rudolph Ernst’in “At the Door” ve Ludwig Deutsch’un “At the Door of the Mosque”, Sürrealist ressam Salvador Dali’nin “Door in Trompe L'oeil”++
Burhan Doğançay’ın “Kapılar” adlı serisine ait çalışmalar akla ilk gelenlerdir. Sinema tarihinin önemli yönetmenlerinden olan Andrea Tarkovski’nin kapıları ise, filmlerinde derin anlam ve içerikler taşımaktadır.
Sinema tarihinin önemli yönetmenlerinden olan Andrea Tarkovski’nin kapıları ise, filmlerinde derin anlam ve içerikler taşımaktadır. Tarkovsky filmlerinde karakterler, sık sık eşikte veya kapı girişinde durmaktadır.
Tarkovski filmlerinde “Bu eşikten adımını atarak ister olaya dahil olursun, istersen olayların dışında kalırsın. Ya da kapının eşiğinde durarak iki alana da ait olmazsın” düşüncesiyle kapı içi ve kapı dışını birbirinden ayırarak kapıyı bir imge olarak kullanmıştır.
Kapılar yapıların bulundukları bölgenin iklim özellikleri, yapısal özellikleri ve kültürüne bağlı olan etkenler doğrultusunda gelişmiş ve şekillenmiştir. Kapılar hem insanların hem de mekânların dilini oluşturan öğelerdir.
Kapının biçimi, kanat sayısı, açılış şekli mekânın işlevi ve mekândaki kullanıcı sayısına göre belirlenmektedir. Kapı mekânın kullanıcısının mekânda dışavurumudur. Bazen kapı tokmağı çok şey anlatmış: Kapıyı çalanın erkek ya da kadın olduğunu, evin sahibinin ekonomik durumunu...
Bazı kapılar ise şehirlerin simgesi olmuştur: Sidi Bou Said, Amsterdam, Bruge ilk akla gelen şehirlerdir. Eski zamanda şehirlere kapılardan girilmiştir. Bu kapılar şehirlerin simgesi olmuştur: Antalya Hadrian Kapısı, İstanbul Belgrad Kapı gibi.
Masif ahşap, yapay ahşap, demir, çelik, metal, PVC, cam gibi çok çeşitli malzemeler ile yapılan kapılar mimari detay olarak incelendiğinde; kasa ve kanat olarak iki ana parçadan oluştukları görülmektedir.
Kanat kapının açılan parçası olup; kasa ise kanadın duvara bağlantısını sağlayan parçasıdır.Kapı kanatlarının açılmasını sağlayan parçalar ise menteşeler, makaralar, raylar, kapı kolu ve kilit gibi ekipmanlardır.
Bu kadar çok çeşidi ve görevi bulunan kapıların tarihsel süreçleri incelendiğinde ise binlerce yıldır şekil, çeşit ve malzeme kullanımı olarak kısaca biçim açısından çok fazla değişmediği görülmektedir.
Günümüz mimari yorumu içerisinde kapılar, sadece duvarda bir geçit anlamından kurtarılmış, duvar ölçüsünde hareketli bölmeler biçiminde ele alınarak istenildiğinde mekânların kaynaşması sağlanmıştır.
Tarih Öncesi Dönemde Kapılar:
Mağara, ağaç kovuğu gibi barınaklarının girişini hayvan derisi ile örten insanlar zamanla güvenlik açısından farklı giriş yöntemleri uygulamışlardır.
Neolitik Çağ’ın önemli yerleşimi Çatalhöyük’te konutların güvenlik açısından kapılarının bulunmadığı bilinmektedir. Evlere çatıdaki deliklerden girilmiştir.
Neolitik Çağ’ın bir başka önemli yerleşim yeri olan Aşıklı Höyük Yerleşmesinde ise iç mekânda odalar arası kapılar ve geçitlerin yapıldığı belirlenmiş ise de aynı Çatalhöyük Yerleşmesinde olduğu gibi evlere çatılardan girilmekteydi.
Neolitik Dönem sonlarında yapılan konutlarda bir mil çevresinde dönen deri kayışlar ile bağlantı sağlanan kapılar yapılmıştır. Kapılarda kilit görevi görmesi amaçlı mühürler kullanılmıştır.
Kalkolitik Dönem yerleşmesi olan Hacılar Yerleşmesi’nde ise dikdörtgen planlı konutlara kapı ile cepheden girilmiştir Avrupa’da bulunan en eski kapı örneği M.Ö. 3000’li yıllara ait İsviçre’de bulunan kapı kalıntısıdır.
5000 yıllık olduğu tespit edilen kuşaklı masif ahşap kapı 1,5 m yüksekliğindedir. Arkeologlar kapının kavak ağacından yapılmış olduğunu ve üzerinde kulpunun bile durduğunu belirtmektedir.
İlkçağ Uygarlıklarında Kapılar:
Eski Mısır Uygarlığında kapıların öbür dünyaya geçmek için bir giriş kapısı olduğuna inanılıyordu ve önemli mekânların kapısı özenle tasarlanıyordu. Bu amaçla dini yapılarda ve mezar yapılarında “yalancı kapı” uygulaması yaygındı.
Bu kapı kişinin ölümden sonraki hayata geçiş yapmasını sağlıyordu. Konutların ahşap lentolu giriş kapısının üzerinde ise iç mekânı havalandıran delikler bulunmaktaydı. Kapı kanadı, kilit ve sürgü ahşaptan yapılmaktaydı. En eski kapı tasvirlerine ise İncil’de rastlanmaktadır.
Bu tasvirlerde Kral Süleyman’ın sarayının (M.Ö.587) zeytin ağacından yapılmış ve altın ile kaplanmış olduğu belirtilmektedir. Mezopotamya’da iç mekânda kapıların deri ile kaplandığı bilinmektedir.
Kapıların ahşap kısımları düzleştirilerek biçimlendirilmiş, nem ve soğuğa karşı bitümen ile yalıtılarak, üzeri deri ile kaplanmıştır.
Saray, tapınak gibi büyük yapıların kapılarında kapı kaplaması ve kapı mafsalı olarak kırk öküz derisi, ev kapılarında ise iki veya altı öküz derisi kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca kapılarda birleştirici olarak metal kuşaklar da kullanılmıştır.
Kilit ve sürgü kayışlarında örülmüş deri kullanılmıştır. Deriler lentolar üzerine asılarak çok renkli desenler elde edilmiştir. Kapı örnekleri arasında dana derileri ile kaplanan Sulgi Tapınağı bilinmektedir.
Bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde Mezopotamya Uygarlıklarına ait kapı ve kapı detayları sergilenmektedir Lamassu adı verilen ve kapı kenarında bulunan insan başlı boğaların Mezopotamya’da mekânı kötü ruhlardan koruduğuna inanılırdı.
Benzer uygulamalar Hitit mekânlarının kapılarında da görülmektedir: Aslanlı Kapı, Sfenksli Kapı gibi.
Ayrıca Mezopotamya’da kapılarda bugünküne benzer kilit sistemine ait en eski örnek Khorsabad Sarayı’nın kazıları sırasında bulunmuştur. Ahşaptan yapılmış olan bu kilit sisteminin 4000 yıllık olduğu tahmin edilmektedir.
Aynı kilit sistemi Eski Mısır’da da kullanılmış olup; bu kilit sistemi halen Anadolu’nun bazı bölgelerinde kullanılmaktadır.
Bugünküne benzer şekilde menteşeler ise Anadolu ve Mezopotamya’da kullanılmıştır. Bu çok erken menteşelerin çoğu bronz kapı menteşeleridir. Akadlar ve Hititlerin kapılarında bu tarz menteşeler görülmektedir.
Bu uygarlıkların inşa ettikleri saray, kutsal yapı kapıları yük taşıyan metal menteşelerle çalışan ağır kapılardı. Metal üretmek pahalı ve emek isteyen bir iş olduğundan İmparatorlar servetlerini metal menteşeler satın almak,ne kadar güçlü olduklarını göstermek için kullanıyordu.
Yunanlılar, Etrüskler ve Romalılar ise tek ve çift kanatlı kapılar yapmışlardır. Kapılar evlerde ahşap, dini ve anıtsal yapılarda ise bronzdan yapılmıştır. Yunan tapınaklarının portallerine genellikle bronz döküm ızgaralar takılmıştır.
Homeros Destanı’nda ise zeytin ağacı, karaağaç, sedir, meşe ve selvi ağaçları kullanılarak yapılan kapıların gümüş ve pirinç kaplı olduğu tasvir edilmiştir.
Yunan mimarisinde kapılara ilişkin bir diğer yazılı kaynak Vitruvius’un kitabında yer almaktadır. Vitrivius kitabında tapınak kapıları ve kapı konstrüksiyonu hakkında kuralları belirtmiştir.
Portallerin biçimlerini Dor ve İyon olarak belirten Vitrivius, kapıyı menteşesinden pervazına kadar bir oranlar bütünü olarak tanımlamaktadır. Tapınak kapıları Tanrılarla insanlar arasında bir iletişim ögesidir.
Yunan konutlarında dış kapının üzerinde kapıyı açıp kapamak için kayış yerleştirilmiş, geleni görebilmek için pencere de açılmıştır.
Yunanlı tarihçi Plutarhos’un bazı konutların kapılarının dışa açıldığını ve kapının açılışı esnasında dışarıda kapı önünde bulunan kişiye çarpmaması için kapı açılırken kapıya vurularak ses çıkarıldığını yazdığını belirtmektedir.
Romalılar karakteristik olarak sağlam görünümlü bronzdan çift kanatlı kapıları sıklıkla kullanmıştır. Bu kapılar genellikle eşik ve lentodaki soketlere oturan pivotlarla desteklenirler.
En eski örnekleri arasında Roma Pantheon Tapınağı’nın 7,3 m yüksekliğindeki çift kanatlı bronz kapıları gelmektedir. Roma uygarlığında da Mısır Uygarlığında olduğu gibi “yalancı kapı” uygulaması duvar resminin bir betimlemesi olarak görülmektedir.
Roma evlerinin duvar resimlerinde kapı tasvirleri iç mekânda bir dekorasyon unsuru olarak kullanılmıştır. Ancak Yunan, Etrüsk ve Roma Uygarlıklarında taştan yapılma kapılara da rastlanılmaktadır.
Kerestenin az olduğu Suriye'deki Hauran'da kapılar taştan yapılmıştır ve 1,63 m x 0,79 m ölçülerindeki bazalt taşından yapılmış kapı günümüzde British Museum'da yer almaktadır Etrüsk Dönemi mezarlarında da taştan yapılma kapı örnekleri günümüze dek gelebilmiştir.
Ayrıca, Roma Dönemi kapılarında “limen” olarak isimlendirilen taş kapı eşiklerinin kutsal bir anlamı bulunmaktaydı. Eşikler binanın girişinde bir başlangıç olarak kabul edilmekteydi.
Roma Uygarlığında sürme ve katlanır kapılar teknik olarak geliştirilerek kullanılmıştır. Günümüzde kullandığımız kilit ve anahtarla sağlanan kapı güvenlik sistemi de Romalıların kazandırmış olduğu bir teknolojidir.
Roma Dönemi kapı tokmaklarının genellikle Medusa, kadın ya da erkek biçiminde olduğunu, kapı eşiğinde “sefa geldiniz” yazdığını belirtmektedir.
Eski çağ uygarlıklarında kapılar bu kadar basit değildi. Çok daha karmaşık teknolojide kapılar da üretildiğine ilişkin bilgiler mevcuttur. Örneğin; İskenderiyeli bilgin Heron, M.S. 1. yüzyılda bilinen en eski otomatik kapıyı yapmıştır.
Kapının çalışması şu şekildedir: Sunak taşının (A) altındaki boru su dolu bir kabın (B) içine girmektedir. B kabının içinden çıkan diğer bir boru da (C), içinde su bulunan ve L ağırlığıyla dengelenmiş D kabına bağlanmıştır.
D kabı aynı zamanda kapı kanatlarının açılıp kapanmasını sağlayan sütunlara bağlıdır. D kabını dengede tutan L ağırlığı da iple sütunlara bağlıdır. Düzenek denge durumundayken kapı kapalı konumdadır.
Kapı kanatlarının kapalı olduğu konumda L ağırlığı ile dengede olan kova, suyun bir kısmının içine akmasıyla ağırlaşır, sütunlar üzerine sarılmış ipi çeker, kapı kanatlarına bağlı olan sütunları döndürür ve kapı açılır.
Ateş söndüğünde ise hava basıncı azalır, daha önce kovaya geçen su geri döner, kova hafifler, L ağırlığı ile dengeye gelir, bu kez sütunlar aksi yöne dönerek kapı kanatlarını kapatır...
Orta Çağ’da Kapı:
Bakır ve alaşımları Orta Çağ kapıları için kullanılan başlıca malzemelerdi. Ayasofya, Beytüllahim Doğuş Kilisesi, Aix-la-Chapelle Katedrali, Aachen Katedrali ve Floransa Katedrallerinin bronz kapıları malzeme, süsleme ve teknik özelliklerini içeren örneklerdir.
Esasen Roma Uygarlığının panelli kapı tasarım ve montaj tekniği Bizans ve Romanesk mimarisinde devam etmiştir. Döküm kapı sanatı Bizans’ta da korunmuştur, en dikkat çeken örnek İstanbul’daki Ayasofya’nın “The Beautiful Gate- Güzel Kapı” olarak bilinen çift kanatlı bronz kapıdır.
Orta Çağ’da 12. ve 13. Yüzyıllarda, kapılardaki sembol önemliydi. Kapı üzerinde yer alan motif ve mühürler itibar, prestij, statü ve servet anlamına gelmekteydi. Bu kapılar bölgedeki mevcut malzemelerden üretilmiştir.
Ayrıca bakır ve bronz haricinde kapılar için temel malzeme ağırlıklı olarak meşe ağacı idi. Kapı bir katedral veya kale için olsun, dış kuvvetlere karşı güvenliği sağlamak için demir kuşaklar ile güçlendirilmiştir.
Bu kapılar ayrıca zincirler ile açılır kapanır ve hareketli hale getirilmiştir. Ayrıca Orta Çağ kaleleri için ekstra güvenlik sağlamak amacıyla metal kapılar veya “portcullis” olarak isimlendirilen yukarıdan aşağı doğru sürülerek kapatılan ucu ok biçimli demir ızgara kapılardır.
Orta Çağ’ın Gotik Dönemi denilince akla ilk gelen Notre Dame Katedrali’dir. Notre Dame Kilisesi kapıları işçilikleri ve üzerlerindeki tasvirler açısından eşsiz örneklerdir.
Ne yazık ki; Notre Dame Kilisesi’nin yanması ile kapıları da zarar görmüştür. Ana cephede gül pencerenin altında yer alan üç görkemli taç kapının üzerinde göz alıcı güzellikteki Yahudi Krallarını betimleyen 28 heykel yer almaktadır.
Ayasofya’nın içinde yer alan “Cennet ve Cehennem Kapısı” mermerden yapılma bir kapıdır ve sanat tarihi açısından önem taşımaktadır. Mermer kapının bir tarafının cenneti, diğer tarafının da cehennemi temsil ettiği söylenir.
Kapıdan içeriye girildikten sonraki mekân, patrikhane mensuplarının dinî toplantılar yaptıkları, önemli kararları aldıkları ve aynı zamanda Ayasofya’nın İmparatorluk Kilisesi olması sebebiyle, devletin din işleri ile ilgili kararlarının da alındığı bir mekân olarak kullanılmıştır
Orta Çağ’da özellikle sandıklar için geliştirilen kilit ve menteşe sistemleri mücevherlerde, gemi
yapımında ve özellikle kapılarda kullanılmıştır. Bu kilit ve menteşeler biçim ve teknoloji olarak Rönesans ve Aydınlanma Çağı’nda da devam etmiştir.
Rönesans Dönemi’nde Kapılar:
Orta Çağ’daki kapı yapımında kullanılan malzemeler Rönesans Dönemi’nde de devam etmiştir. Rönesans ve kapı denilince akla gelen ilk önemli örnekler İtalya’nın Firenze şehrindeki San Giovanni Katedrali’nin kapılarıdır.
Rönesans’ta bronz heykel çalışan heykeltıraşlar tarafından kapı panelleri ayrıntılı tasarımlar oluşturmak için kullanılmıştır. Bunların en ünlüsü San Giovanni Katedrali’nin Güney yan kapılarıdır.
1330 yılı civarında Andrea Pisano tarafından yapılan kapılar, St John’un hayatını tasvir eden kabartmalarla süslü 28 çarpıcı panelden oluşmaktadır. “Cennet Kapısı” ise 10 adet panele ayrılmıştır.
Paneller, Eski Ahit’ten, her iki kapıda soldan sağa ve yukarıdan aşağıya birbirini izleyen sahneler sunar.Kapı 1966 seli nedeniyle hasar görmüştür ve kabartmaların yerini kopyaları almıştır. Restore edilen orijinal parçalar günümüzde Museo dell’Opera del Duomo’da yer almaktadır.
Rönesans’ta işçilik, 16. ve 17. Yüzyıllarda oldukça gelişmişti. Orta Çağ ve modern tarih arasında bir köprü olarak görülen bu dönem entelektüel arayışların hâkim olduğu ve sanat tekniklerinin Michelangelo ve Da Vinci gibi ustalar tarafından rafine edildiği bir dönemdi.
Heykel ve el işçiliğinde yeni bir gerçekçilik ortaya çıkarmak için klasik Yunan sanatının belirgin özellikleri katedrallere ve anıtlara dahil edilmişti. Kapı kanatları ve sövelerinde bu etkileri görmek mümkündü.
İspanyol tarzı Rönesans kapıları ise yüzlerce dövme demir kabara veya çiviyle süslü yüzeyleri ile tanınmaktadır. İtalya’nın Toskana tarzı kapıları da figürler, kuşlar ve bitki motifleri ile süslenmiştir.
Kapıların çoğunda, dikdörtgen paneller kutsal metinlerin sayısız figürle gösterildiği kabartmalarla (heykel, oyma veya kalıp) doldurulmuştur. Michelangelo bu kapıları “cennetin kapıları” olarak nitelendirmiştir.
19. Yüzyılda Kapılar:
Rönesans’tan 19. Yüzyıla kadar kapılarda malzeme ve teknik açısından pek fazla değişiklik görülmemektedir. Görülen değişiklikler Barok, Rokoko, Ampir, Neoklasik gibi ait oldukları sanat akımlarının süsleme özelliklerine bağlıdır.
Kapılarda tasarım olarak değişimler 19. Yüzyıldan itibaren görülmeye başlamıştır. Victoria Dönemi her alanda olduğu gibi kapılar için de yenilikleri getirmiştir. Buhar gücü ve sanayileşme ciddi bir şekilde başladığında, menteşe kendini bir imalat patlamasının ortasında bulmuştur.
Bu kadar kısa bir süre içinde çok fazla mekanik ilerlemeyle, menteşe üretimi yapabilen her türlü makine bulunmaktaydı. Bu dönemde karmaşık menteşeler daha hızlı ve seleflerinin maliyetinin çok altında üretilebilmiştir.
19. Yüzyılda daha düzgün açılma için rulmanlı menteşeler ve düzgün yüzeyli menteşeler de dahil olmak üzere birçok menteşe ortaya çıkmıştır. Çarpma kapı menteşesinin icadı ile birlikte çarpma kapılar ve döşemeye sabitlenen kapı stopları tüm Dünyada yaygınlaşmıştır.
Sadece kapılar değil; menteşeli birçok ürün günlük hayata girmiştir. Victoria Dönemi’nde kapıların en önemli özelliği her gün parlatılan cilalı mobilya tarzı kapılar olmalarıdır. Bu kapılarda cam ya da vitraylı bir bölüm bulunurdu.
Yüzyılın ortalarında Gotik Revival ve Arts and Crafts hareketi, vitray kullanımına olan ilginin yeniden canlanmasına neden olmuştur. Kapılar, William Morris tarafından Orta Çağ temalarına dayanan çiçek desenleri ve tasarımlarla oluşturulan güzel cam panellerle süsleniyordu.
Morris, vitrayın yanı sıra camı boyama sanatını teşvik etmiştir. Yüzyılın sonlarına doğru Art Nouveau sanatı moda olmuş ve kavisli şekiller kapıyı biçim olarak etkilemiştir. Art Nouveau Dönemi’nde kapılar Rönesans’ta olduğu gibi birer sanat eseriydi.
Dökme demir, yüzyılın ilk yarısında kapılarda kullanılan popüler bir metaldi, kapı kolları, tokmakları ve menteşeler için özel tasarımlar yapılmasına izin vermekteydi.
1850’de pirinç kullanımı daha yaygın hale gelmiş ve kapılarda parlak pirinç malzemeden tekmelikler ve tablalar, posta kutuları, kapı numaraları kullanılmaya başlanmıştır
19. yüzyılın sonlarına doğru kapılar konusunda çok sayıda yenilik ortaya çıkmıştır. Örneğin; 1880’li yıllarda döner kapılar kullanılmaya başlanmıştır. Döner kapı patenti 1881’de Almanya’da yayınlanmış olmasına rağmen, 1888’de Amerika’da Theophilus Van Kannel tarafından++
geliştirilmiş bir döner kapıya patent verilmiştir.Kannel’in döner kapısı ahşap malzemeden ve üç bölümlüdür. Gürültü, rüzgâr, yağmur gibi dış etkilerden korunma sağladığı belirtilmekte.1899’da Dünyanın ilk ahşap döner kapısı Manhattan Times Meydanı’nda bir restoranda uygulanmıştır
20. Yüzyıldan Günümüze Kapılar:
20. yüzyıl kapının malzeme kullanımı ve teknoloji açısından ileri düzeyde gelişim gösterdiği bir dönemdir.
20. Yüzyıl başlarında çelik malzeme üretiminin inşaat sektörüne girmesiyle beraber zamanla çelik malzeme kapı kasalarında ve kapı kanatlarının yapımında kullanılmaya başlanmıştır.
Özellikle Londra’da yaşanan büyük yangınlar sonrası 1904 yılında Charles Dahlstrom tarafından yangına dayanıklı bir kapı geliştirilme çalışmaları başlatılmış ve ilk çelik kapı tasarımı yapılmıştır.
1950’li yıllardan itibaren çelik kasa ve çelik kapı kanadı yapımı yaygınlaşmıştır. Çelik kapı günümüzde Türkiye’de ve birçok ülkede sadece yangın kapısı olarak değil; hırsızlığa karşı emniyetli kapı olarak kabul edilmekte ve uygulanmaktadır.
Çelik kapı sektörü o kadar genişlemiştir ki; 1954’de ayrıca Çelik Kapı Enstitüsü kurulmuştur. Alüminyum 1800’lü yıllarda ortaya çıkmasına rağmen; kapılarda kullanımı 1920 yılında görülmektedir. 1930’lu yıllarda Art Deco tarzının etkisiyle alüminyum sürme kapılar görülmüştür.
1970’li yıllardan itibaren alüminyum kapıların kullanımında yeniden artış gözlemlenmiştir. Uzun ömürlü ve darbelere karşı dayanıklı olmaları nedeniyle alüminyum kapılar özellikle mağaza girişlerinde ve büro mekânlarında yaygın bir şekilde kullanılmıştır.
Fiberglas malzemenin de bulunuşu 19. Yüzyıla dayanmakla birlikte kapılarda kullanımı 1980’li yıllarda mümkün olmuştur. 1981 yılında Special-Lite Şirketi Dünyanın ilk alüminyum kasa ve FRP (fiber takviyeli) hibrit kapısını yapmıştır.
Bu kapı malzeme kullanımı bakımından kullanıcıya dayanıklılık sunmaktadır.1983 yılından itibaren de çerçevesiz cam kapılar görülmeye başlamıştır.
Orta yoğunluklu lif levha (MDF), yüksek yoğunluklu lif levha (HDF), yonga levha, kontrplak,
kontratabla teknolojilerinin gelişimi ile bu malzemeler de kapı yapımında yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.
1990’lı yılından itibaren kapı kanadının ağırlığını ve maliyetini azaltma fikrinin yanı sıra aynı zamanda mukavemeti yüksek seri kapı üretme fikri gelişmiş,içi petek biçimli kâğıt, dışı MDF kaplı hazır panel kapılar,tamamı tek parça MDF’den oluşan membran kapılar ortaya çıkmıştır
1990’lı ve 2000’li yıllarda PVC (Polivinil Klorür) kapılar uygun maliyet ve bakım kolaylığı açısından ahşap ve metal kapıların yerini alırken, lamine ahşap profilden yapılma kapılar da çevreci bir yaklaşımla mekanlarda yerini almıştır.
1931 yılı yapımı bir reklam filminde “The Robot Door- Robot Kapı” adıyla lokanta mutfakları için kendiliğinden açılan bir kapı mekanizmasının “Artık tepsiyi kapıya çapma kazalarına son” sloganı yer alır. Reklamda hizmetçi kapıya doğru yürümekte ve kapı kendiliğinden açılmaktadır.
Ancak kapının arkasında kapının açılmasını sağlayan mekanizma oldukça fazla yer kaplamaktadır. 1931’de, Stanley Works Şirketi adına mühendisler Horace H. Raymond ve Sheldon S. Roby, otomatik bir kapının açılmasını tetikleyen bir optik cihazın ilk modelini tasarlamıştır.
Bu buluş, Connecticut’taki Wilcox Pier isimli Restaurant’ta servis taşıyan garsonların yararı için patentlenmiştir. 1954’te, Dee Horton ve Lew Hewitt ilk sürme otomatik kapıyı icat etmiştir. Otomatik kapıda mat bir aktüatör kullanılmıştır.
İlk otomatik kapının doğmasının ardında yatan fikir de oldukça ilginçti. Horton ve Hewitt, bulundukları yerdeki kapıların aşırı rüzgârda zor kapanmasından ötürü otomatik kapıyı icat etmeyi düşünmüş ve üretmişlerdi.
Öte yandan 1965 yılında, bir inşaat müteahhidi olan Giuseppe Manini apartman bloklarının bahçe ve garaj kapılarının her zaman açık bırakıldığını fark etmiş; Manini böylece ilk otomatik kapıyı icat etmiştir.
1960’lı yıllardan itibaren bilimkurgu filmlerinin etkisiyle kapının gelecekte nasıl olacağına dair çok sayıda fikir geliştirilmiş; bu fikirler teknik ve malzeme kullanımı, biçim açısından günümüz kapılarını da etkilemiştir.
Sürme kapı, akordeon kapı, katlanır kapı, çarpma kapı, fotoselli sürme kapı, fotoselli döner kapı, E-taf kapı, gizli kapı, otomatik kapı gibi açılış şekline göre birçok kapı türü günümüzde mekân- işlev- ihtiyaç düzeninde kullanılmaktadır.
Hatta mağaza, alışveriş merkezi gibi mekânlarda kapı görevini gören sıcak hava perdeleri, giriş çıkışı kontrol eden ses sistemleri gibi yenilikler önemli gelişmelerdir. 20. Yüzyıldan günümüze menteşe teknolojisinde yeni gelişmeler de görülmüştür.
Menteşeler kapıların her iki yönde hareket etmesine izin vermek için geliştirilmişken, diğer menteşeler telefonları ve benzeri eşyalarda bu tür kapanmaların sağlanması için yaylar içermektedir.
Metal menteşeleri tuzlu havadan, aşınma ve yıpranmadan korumak için yeni dekoratif ve korozyona dayanıklı önlemler geliştirilmiştir.
Ayrıca 20. Yüzyılda çok fazla yeni teknoloji geliştirildiğinden, menteşeler havacılık, askeri, mobilya, bilgi işlem, seyahat gibi birçok alanda pek çok yer bulmuştur.
20. Yüzyıl ve içinde bulunduğumuz 21. yüzyıl sadece binaların değil; araç ve taşıtların da kapılarının gelişiminin ivme kazandığı dönemdir. Günümüzde akıllı bina teknolojileri kapı tasarımını da etkilemektedir ve gelecekte de etkilemeye devam edecektir.
“Akıllı Kapı” olarak tanımlanan mekatronik kapılar yavaş yavaş mekânlardaki yerini almaya başlamıştır. Elektronik işlevler kapı ve kapı kullanımını kontrol edilebilir hale getirmiştir.
Uzaktan kontrolle açılabilir, kilitlenebilir, algı ile açılabilen, kamera sistemli, elektronik kilitli, parmak izi ya da yüz takip sistemli kapılar geleceğimizin kapılarını oluşturacaktır.
İslam kültürünün otomatik kapı tasarımı konusundaki katkıları büyüktür. İlk otomatik kapı operatörleri de 1206'da Arap mucit El-Cezeri tarafından tasarlanmıştır. El-Cezeri tarafından Artuklu Sarayı'nın kapısı özel olarak tasarlanmıştır.
4 m yüksekliğinde 1,5 m enindeki kapının merkezi kısmı altıgen ve sekizgen yıldız motiflerinden oluşan bir çerçeve şeklindedir. Kapının kanadının üst tarafında ise bir cam levha vardır.
El Cezeri’nin kapı kilit sistemleri konusunda da icatları bulunmaktaydı. Dörtlü kapı kilitleme sistemi konusunda bilim tarihçileri El- Cezeri’nin bu icadından önce böyle bir El Cezeri’nin kapı kilit sistemleri konusunda da icatları bulunmaktaydı.
Dörtlü kapı kilitleme sistemi konusunda bilim tarihçileri El- Cezeri’nin bu icadından önce böyle bir bir kilit mekanizması görülmediğini ifade etmektedir.
Bu sistem büyük kapıları arkadan kilitlemek için kullanılan kapının dört tarafında kullanılan farklı bir kilitleme mekanizması biçimidir. Kapı önden anahtar ile kolayca kilitlenmekte ve açılmaktadır. Bir dişli sistemi yardımıyla kapı açılır ve kapanır.
Kapılar bazen mekânları kötü ruhlardan koruyacak tılsımları barındırmış bazen de mekânın kullanıcısının toplumdaki statüsünü belirleyen bir simge haline dönüşmüştür. Bazen kapılar bazen de kapının bir parçası olan eşikler yeni bir başlangıç, yeni bir Dünya olarak kabul edilmiştir
Kaynak-alıntı-fotoğraflar

GEÇMİŞTEN GELECEĞE DOĞRU BİR GEÇİŞ: KAPILAR
Doç. Dr. Deniz DEMİRARSLAN

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with Meral Akçay

Meral Akçay Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @Meral_Akcay

19 Jun
Hatıllı kuru duvar tekniği
Akseki - İbradı havzasına özgüdür. Yörede düğmeli ev olarak adlandırılan konutlar bu teknikte yine yöre ustaları tarafından inşa edilirler. Bu teknikte duvar harçsız moloz taşlar ile oluşturulur. Image
Yörede bu taşlara 'helik' adı verilmekte ve yakın çevreden toplanmaktadır. Harç kullanılmadığı için taşlarda oluşabilecek dağılma ise her 40-60 cm'de bir duvar içine uygulanan hatıl-düğme (piştuvan) sistemi ile elimine edilir. Image
Bu sistemde duvar boyunca uzatılan ahşap hatıllar, alttan ve / veya üstten kertme sureti ile hatıllara geçirilen ince ahşap kütükler yardımı ile duvar içine sabitlenir. Hatılların üzerine geçirilen ince ahşap kütükler, duvar dışına doğru 10-20 cm uzatılırlar.
Read 5 tweets
27 May
Apartmanların oluşum süreci:
Çoğunlukla 19.y.y. itibariyle yaygınlaşan apartman özelliğinde yapılar, coğrafyamızda başta İstanbul olmak üzere yapılaşma süreci içerisinde artan konut fonksiyonu kullanımı ile karşımıza çıkmakta. Image
Bir bakıma ataerkil aile geleneğinden kopuşu da simgeleyen bu değişik kullanımın İstanbul’un repertuarında yer alışı 20.y.y.da da sürüyor.
Tanzimat sonrası Galata, Fransız-İngiliz ticaret anlaşmalarının da etkisiyle, özellikle 19.y.y. ikinci yarısından başlayarak yoğun liman faaliyetlerinin yanı sıra, gemi acentaları, bankerler ve çeşitli ticarethanelerin yer aldığı bir iş merkezine dönüştü.
Read 26 tweets
10 Mar
Ütü koleksiyonu...

Ütünün icadı 17. yüzyıl başlarına dayanmakta. İlk başlarda giysileri düzleştirmek için ısıtılmış ağır taşlar kullanılırken daha sonra saplı düz demir plakalar ateşte ısıtılmaya başlanmış.
Bu yöntemle ısının uzun süre korunamaması yüzünden demir plakaları oyarak içlerini kömür közüyle doldururlarmış. Kor halinde kömür konularak ısıtılan bu ütüler ise oldukça ağır.
1882'de Amerikalı Henry Seely elektrikli ütüyü icat etti.İki çubuk karbon arasında kurduğu kablolu elektrik köprüsüyle demirin ısınmasını sağlamış.
Read 11 tweets
31 Aug 20
Tarihi yapılara; toplumu etkileyici, eğitici ve sonunda onları yüceltici bir anlam katmanın en etkili yolu onları "yaşayan birer varlık" konumuna getirebilmektir."
İstanbul’un oldukça önemli ve özel tarihi apartmanlarını, zamana yayarak anlatmak istiyorum. ImageImage
Mısır Apartmanı-Galatasaray
Yıkılan Trocadero Tiyatrosu’nun arsasına dönemin Mısır Valisi Abbas Halim Paşa’nın kışlık konağı olarak 1910 yılında inşa edildi. mimar Hovsep Aznavuryan’ın tasarladığı Mısır Apartmanı İstiklal Caddesi’yle Acara Sokak’ın kesiştiği noktada bulunuyor. ImageImage
İstanbul’un ilk betonarme yapılarından olma özelliğini taşıyan apartmanın statik projeleri Fransa’da hazırlanıp, kullanılan malzemelerin çoğunluğu de Fransa’dan getirildi. Art Nouveau tarzındaki bu bina, Paşanın varisleri tarafından apartmana dönüştürüldü.
Read 121 tweets
13 Aug 20
Bağdat Caddesi, bir diğer adıyla sadece ”Cadde”, İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan ve Kadıköy’e bağlı en popüler semtlerinden biri. Bizans’tan Bu Yana Var Olan Bağdat Caddesi’nin Dünden Bugüne Hikayesine göz atalım..
Bağdat Caddesi’nin tarihi Bizans elindeki İstanbul’a yani Konstantinopolis’e kadar dayanıyor. Bunun yanı sıra, Bağdat Caddesi Osmanlı hakimiyetinde de önemli bir yer tutmuş.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bile uzun bir süre boyunca, İstanbulluların plaj kültüründe kendi yerini bulan Bağdat Caddesi, hep önemli ve göz önündeki bir yer olmuş.
Read 29 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!

:(