Dar ama işlek bir kaldırımda, gece yarısına doğru yürüyordum. Börek dükkanını kapatmadan önce temizliğini yapan dükkan sahibi veya işçisi, kirli suyla dolu Vileda kovasını, tam önüme boca etti. Su kaldırımı kapladı.Geldiğimi görmüştü. Böyle durumlarda yaptığım gibi "oyy" dedim.⬇️
Adam, dalga geçer gibi, bana eliyle caddeyi yani trafiğe açık yolu işaret etti. Frenlerim sıkıla sıkıla yalama olduğundan "sen git oradan" dedim. "Kaldırım kamusal alan, herkesin ve hiç kimsenin alanı" desem beni yarı deli görürdü ve sözüm onun zihnindeki hiç bir yere dokunmazdı.
Yani liberal, çay içerek müzekere yapacağımız bir ortam yoktu. Zaman olsaydı belki konuşabilirdik ama metroya yetişmem gerekiyordu. Hem üstelik bu tipik insanları en çok koruyanlar kültürel sermayedarlar değil miydi? Görmezden gelinmelerine en çok katkıyı onlar sağlıyorlardı.
Ben kaldırımda yürürken önüme bir kova sabunlu ve kirli suyu boca eden bu şahıs patron muydu işçi miydi bilmiyorum
(zaten çoğu kez ayırmak da zor oluyor. Değerleri, giyim kuşamları, tavırları, bakışları birbirine çok kez çok benziyor.Burjuva-işçi kültürleri tam ayrışmamış Tr'de).
İşte bunlar da Tr'de zaten bir burjuva kamusu oluştuğu için oluyor! Kamusal-özel ayrımı çok önemli hatta temel bir liberal ilkedir. Liberalizm de burjuva sınıfının ideolojisidir (tek ideolojisi olmasa bile).
Nasıl ki devletliler devlet görevlilerinin suçlarını, pozitvistik hukuki gözlükleriyle bireysel görür (çürük elma teorisi), tipik Tr kültürel sermayedarı da anlattığım gibi olayları bireysel görür. Önemli olan kimi neyi korumak istediğin yani!
Geldiğimi görmesine rağmen önüme kirli su kovasını boca eden adamın beni zerre kadar umursamadığı açıktı. Beni umursamadığı gibi daha doğrusu hiç kimseyi umursamıyordu. Çünkü orası herkesin ve kimsenindi.
Eliyle bana trafiğin aktığı caddeyi işaret etmesi ise saygısızlıktan çok, saygısızlıkla alay etmekti.Ama sanırım o bunun farkında bile değildi.
Özür dilemek ise Tr'de zaten doğal elmas kadar nadir denk gelinen bir davranış.Özür dileyenin itibarı zedeleniyor.
Güce tapan bir ahali
Ve onların entelektüel hamisi, pavyona düşürülmüş halk kuramının kuramcısı tipik Tr literatesi.
Kimi lokanta erken kapatıp hava kararırken pis su döküyor. Kim pis sularını saat kaçta döküyor öğrenmeniz zor değil sürekli geçtiğiniz yerlerse. Benim kirli su dökme vaktini bildiğim yerler var. Ama merak edeceğinizi sanmam. Sizin bildiğiniz yerler yoktur sanırım çünkü size ne
Ufku bayrak ritüeliyle, bayram töreni geçitleriyle, Atatürk'ün dağa düşen gölgesine gösterilen tepkilerle, ortak kimliğin resmi söylemdeki kurulumuyla, askere uğurlama habitusuyla örtüşen araştırmalar toplumun çok katmanlılığını çözümleyemez. Bitti o ufkun olanakları.
Dükkanını silerken kullandığı paspas suyunun kalanını işi bitince kaldırıma boca edenlere çok bile o şehirler.
Hem onların entelektüel hamileri okumuşların da çirkinlikten şikayetçi oldukları pek söylenemez. Şikayetleri halkın maruz kaldığı eşitsizlik babında. Kaldırıma dükkanın kirli suyunu dökmek gibi eşitler arası adaletsizliklerle ilgilenirlerse kimliklerine halel gelir.
Öznelliğin iktidara sembiyotik kurulumu standart kuramcıları dükkanın kirli suyunu kaldırıma boca etme habitusu üzerine ne söylerdi acaba. Yani olsaydılar.

Ben Tr'de kurulmadığını söylüyorum. Bunun sebebi de ülkede iktidarın paramparça olması. Bkz. Kırmızı kitap.

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with Murat Önderman

Murat Önderman Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @muratonderman

30 Oct
Tr'de anomiyle sembiyotik bir yozlaşma, liyakatsizlikten daha önemli bir sorundur.
Tr'de işin ilgili profesyonel mesleklerin gereklerine tâbi olmasından çok, mesleklerin işin aktüel gereklerine göre icra edilmesi eğilimi mevcuttur. Yani liyakati arttırmak sınırlı etki yaratır.
Tr'de kentsel binaların perişan halinin en önemli sebebi de mimari, mühendislik, işçilik hatta şehir planlaması alanındaki umumi liyakatsizlik değil, kamusal bilincin kronik yetersizliğidir.
Tr'de aile/hane merkezli özel alanın disiplin alanı ama kamusal alanın bir serbestlik alanı olarak teşekkül etmiş olması toplumun gücüne ama devletin güçsüzlüğüne işaret eder.
Nitekim Tr'de birçok yasal hakkın hayata geçirilmesi için ekstra sosyal mücadeleler verilmesi gerekiyor
Read 6 tweets
29 Oct
Birinin dilini (geniş anlamda dilini) anlayabiliyorsam yani onun dilini kendiminkine çevirebiliyorsam, farklılıklarımız radikal değil zaten. Aynısı grup ve topluluklar için de geçerli.
Liberal/liberal sol çoğulculuk, birbirini anlayanların ve böylece konuşabilenlerin müzakareci çoğulculuğu olarak, radikal farklılıkları kucaklayamaz. Ortaklıkları olduğu için anlaşamayanların çoğulculuğudur.

Kavga etmek için pek çok müştereğinizin olması gerekir (Bourdieu).
İki anlamıyla da mesele, kapsayıcılığın mutlak yani istisnasız olup olamayacağı meselesidir ve bu noktada işin işine ideolojiler karışır.
Liberal solcuysanız, vaziyet öyle gerektirdiğinde hepimiz aynıyız başka türlü gerektirdiğinde ise farklıyız dersiniz ama bu meseleyi çözmez.
Read 14 tweets
27 Oct
Tr'de insanların genelde gündelik hayatta temas içinde bulunduğu çok sayıda akrabası, eş dostu, arkadaşı var ve bu çevreden kişilerle telefonla ve yüz yüze görüşmeye epeyce zaman ayırıyorlar. Bu, birbirine değer vermek ama aynı zamanda kendini kültürel açıdan geliştirmeye engel.
Özellikle akademisyenler ve literate kesim için ilişkiye dönüklük daha önemli bir engel. Hergün 1-2 saat telefonla konuşan birinin yaşam enerjisinin düşünerek okuyup yazmaya özgülenecek kısmı bence çalınmış demektir.
Muhtemelen, yalnız kalamamak, bu sebeple yeterince çalışıp üretememek, yaygın bir sorun. Hatta temel bir sorun.
Diğerleriyle fazla iç-içeyseniz, agresyonu kendinize alan açmak için kullanabilirsiniz.
Read 5 tweets
27 Oct
Hegemoniyi, inşa edildiğini, deneyimleriyle sembiyotik söylemleri bilince de değişiyor mu insan?
Hegemoniye, aralıksız işleyen tüm inşa mekanizmalarına karşın hegemoniyi, gerçeklik etkisi üreten söylemleri ve üzerinde çalışan inşa mekanizmalarını nasıl olup da bilebiliyor insan?
Bilindikten sonra hegemonyaya, inşa mekanizmalarına, deneyime sembiyotik söylemlere neler oluyor? Bunları bilen özne, kinik bir tavırla bilgisini umursamıyor mu? Böyle gelmiş böyle gider mi diyor? Bu entelektüel aydınlanma başına bela mı oluyor?Bir tür aşırı bilince mi dönüşüyor?
Büyüsünü zaten yitirmiş bulunan dünya bu kez de söylemini mi yitiriyor. Kayıp üzerine kayıp. Yazık bu insanlara.

Son iki cümle pek akademik olmadı.
Read 4 tweets
26 Oct
İtham etmek, suçlamak istediğiniz her neyse veya her kimse, onun güçsüz ve zayıf yönlerini ne görmek ne de göstermek istiyorsunuz. Ama hiç bir şey o kadar güçlü değil. Suçlayabilmek için tümgüçlü gösterme kurnazlığına o kadar sık başvuruluyor ki. Bu entelektüel bir kurnazlık ama.
Tersi de doğru. Suçlamak istemediğinizi zayıf ve güçsüz gösteriyorsunuz. Mesela Tr'de topluma çoğu entelektüel böyle baktı. Yeşilçam filmlerindeki, kandırılıp "kötü yola" düşürülmüş, zorla senet imzalatılmış, çaresizlikten ne yapacağını bilemeyen zavallı ve alımlı bir kadın gibi.
Güçsüzlüğün doğasına atfedilen masumiyet ile, gücün yerine getirmediği ama doğası gereği sahip olması gereken ahlaki sorumluluk karşı karşıya getirildi. Aslında analitik zemin hep ahlaki bir süreden beri! Ama üstü örtülü.
Read 4 tweets
25 Oct
Bir başkası bize gözünü dikmiş dikkatle bakarken, o iyiniyetli bile olsa, özbilinçlilik halimiz canlanır genellikle. Sartre zannedersem bu sebeple "cehennem başkalarıdır" demişti. Özbilinçllik hali rahatsızlık vericidir çünkü.
Atay, milyonların dile getiremediklerini yazarken, kendi özbilincini dışa vurmaktan çok, sözünü ettiği milyonlara onların özbilinçlerini uyandırabilecek kendi bakışını yöneltiyordu. Trende size bakan biri gibi. Yazıyla da bakabilirsiniz birisine.
Hatta bana kalırsa Atay, onu bir türlü rahat bırakmayan yüksek özbilinçlilik halinden, bu halin tetiklediği rahatsızlıktan kurtulmak için başkaları, milyonlar üzerine düşünme yoluna gitti. Tercih etti diyemiyorum.Aksi daha çok acı verecekse aslında sonuç büyük ölçüde bellidir.
Read 12 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!