Bu soru verilesi ile bu konuda bir iki şey söylemek istiyorum.
Çin’in Bir Kuşak Bir Yol (OBOR) ve Deniz İpek Yolu (MSR), eski ipek ticaret yollarının canlandırılmasını sağlayacak. OBOR ve MSR, altyapı geliştirme, insanlar arası alışverişler, artan ticaret, teknoloji
ve sosyal refah sektörlerinde ortak yatırım projeleri yoluyla Asya-Avrupa kara parçaları ülkeleri arasındaki bağlantıyı geliştirmeyi hedefliyor. Yeni kurulan ve modernize edilen rotalarla, Çin ile Türkiye arasındaki ticari taşımacılık için seyahat süresi 30 günden 10 güne düşecek
ve proje ile 21 trilyon dolarlık bir ticaret döngüsü yaratması bekleniyor. Çin ve Türkiye, ayrıca ikili ticareti 2020 yılı sonuna dek 100 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini duyurmuştu. Türkiye, kıtalar arası konumu nedeniyle, Çin'in bu projesi için kritik bir güzergâh.
Türkiye sahip olduğu bu konumla Çin'e, Avrupa'ya kara veya deniz yolundan ulaşması için mükemmel fırsatlar sunuyor. İlaveten Çin'in 3 önemli denize; Kara Deniz, Ak Deniz ve Ege Denizi'ne açılabilmenin kapılarını açıyor.
Bir Kuşak Bir Yol projesinin tamamlayıcı ayaklarından birisi olan Orta/Merkez Koridor projesi sayesinde Çin ile Türkiye, Hazar Denizi ve Orta Asya ülkeleri üzerinden bağlanmış olacak. Bu, dünyanın doğu ucundan Avrupa'ya uzanan bir ticari koridor olacaktır.
Bu bakımdan Türkiye'deki limanlar hem Türkiye için hem Çin için ve hem de Çin'i frenlemek isteyen ülkeler için önemli birer unsur haline geliyor. Türkiye kendini bölgesel lojistiğin merkezi olarak konumlandırmaya çalışırken, liman sektörü yeni bir büyüme aşamasına giriyor.
Şu anda Türkiye'de "ana liman" yok, ancak biri Karadeniz'de, biri Ege'de ve diğeri Akdeniz'de olmak üzere üç liman merkezi kurulması amaçlanıyor. Bu amaç doğrultusunda Türkiye, önemli limanlarını büyütme ve geliştirme süreci içerisinde.
Ambarlı (Kumport) Limanı: İstanbul/Marmara denizi bölgesinde yer alan bu liman, Avrupa'ya giriş için anahtar geçiş noktasıdır. Türkiye'nin MSR'ye entegre edilmesi kapsamında Kumport terminalinde yapılan önemli yatırımlar COSCO (Chine Ocean Shipping Company),
China Merchants Holdings International ve China Investment Corporation konsorsiyumu tarafından gerçekleştirildi. Kumport Terminali'nin % 65 hissesini satın almak için yaklaşık 940 milyon ABD doları yatırım yapıldı.
Mersin Limanı: Bu liman, Mersin'de Akdeniz'in kuzeydoğu kıyısında yer alıyor ve yıllık ortalama 22 milyon ton yük elleçleme kapasitesine sahip. Mersin Uluslararası Limanı, Türkiye'nin ikinci büyük limanı konumunda. Lübnan'daki Beyrut limanındaki kazayla daha fazla önem kazandı.
Demiryolu bağlantısı ve ana otoyollara kolay erişimi olan Mersin limanı içindeki demiryolu altyapısı Türkiye'nin en iyilerinden biri. Uluslararası ticaret yoluna engetre edilmesi muhtemel olan Mersin limanı, MSR'ye entegre edilecek tüm kapasite ve modern donanıma sahip.
Filyos Limanı: Faaliyete geçtiğinde (bu yıl başlarında) Türkiye'nin üçüncü büyük limanı olacak. Toplam geliştirme maliyeti 154 milyon dolar düzeylerinde. Bölgeyi bir sanayi bölgesi haline getirmek için birkaç başka altyapı projesi ile paralel olarak yürütülüyor.
Liman, Doğu Karadeniz'den Anadolu topraklarına geçiş sağlayacak. 3.000 metre uzunluğundaki liman, 25 milyon tonluk yükleme ve boşaltma kapasitesine sahip olacak ve bir karayolu ve demiryolu ağı ile desteklenecek.
Çandarlı Limanı: Liman, İzmir şehrinin kuzeyinde yer alıyor ve Ege denizine erişim için oldukça önemli. Çin'li COSCO tarafından alınan Yunan limanı Pire'ye en yakın liman da Çandarlı limanı. Bu bakımdan bölgede alternatif olarak kullanılabilmesi mümkün.
Çandarlı limanı, 200.000 tona kadar gemileri barındırabilecek büyüklükte 40 metre derinliğe sahip olduğundan, konteynerli ürünlerin İstanbul ve Marmara bölgesinden Avrupa'ya taşınması için elverişli bir seçenek haline geliyor.
İskenderun Limanı: Akdeniz'in kuzey doğusunda, İskenderun ilinde yer alan liman, Kuzey Afrika, İran gibi bölgelere rahat ulaşım sunuyor. Süveş Kanalı'nı kullanan ticaret yolu için de oldukça uygun bir liman. Bu bakımdan Çin'in Bir Kuşak Bir Yol projesinin deniz ayağı için masada.
Türkiye, üç tarafındaki denizlere ve bu denizlerin ülkeyi çok sayıda komşu ülkeye bağlamasına karşın bundan yeterince istifade edemiyor. Limanlara uzanan demiryolları hatlarının zayıflığı, limanları geliştirme politikalarının geriliği de bu limanların verimliliğini düşürüyor.
Çin'in Bir Kuşak Bir Yol projesinin kara ve deniz ayaklarının Türkiye'den geçiyor olması, bu limanların önemini giderek artıracaktır. Bu bakımdan yerli ve yabancı sermayenin, özellikle de Çin'li firmaların bu limanlara ilgisi artacaktır.
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Amerika'da giderek artan bir yoksullaşma var. Bu yoksullaşma, sosyal haklardaki düşüşler ve gelir adaletsizliğinde çatlağın büyümesiyle toplumsal bir patlamanın zeminini yaratıyor. Artık, ABD'nin yeni tipteki sömürgelerinden elde ettiği gelirlerine ortak olmak isteyen güçler var.
Hatta bu güçlerden bazıları -Rusya/Çin- doğrudan ABD'nin bu yeni tipteki sömürgelerinden elde ettiği her şeye göz dikmiş durumda. Bunu belirli oranda başarıyorlar da. ABD'nin küresel güç sopasını sallayarak gasp ettiği zenginliğin bir kısmına, bu güçler de, ortak oldular bile.
Bu ortak olma ya da elinden alma durumu ilerledikçe, dünyanın dört bir yanından ABD'ye akan ve ABD'deki insanların patlamalarını bir nebze de olsa öteleyen zenginliğin azalmasına neden oluyor. ABD'ye akan bu zenginlik azaldıkça, ülkedeki rahatsızlık giderek artacaktır.
Küresel güç rekabetinin merkezi Asya-Pasifik bölgesine kaymışken, bölgede ABD-Çin rekabeti Hindistan ve Pakistan gibi ülkeleri çatışma hattına çekiyor. Uluslararası siyaset, küresel ekonomi ve risk algılamasını derinden etkileyen bu bölgeyi ve bu bölgedeki aktörleri ele alıyoruz.
Bu yazımızda; Pakistan-Çin-ABD üçgenindeki durumu genel hatlarıyla ele alacağım. İlerleyen süreçte Çün-Pakistan ilişkilerini savunma, ekonomi ve siyaset bağlamında, somut olgular üzerinden ayrıntılı olarak tartışacağız. Aynı şekilde Çin-Hindistan, ABD-Hindistan ilişkilerini de.
Amacım, günümüzün küresel iktidar rekabetinin yeni arenasına dönüşmüş olan bu bölge ve aktörler çe dair, dosya niteliğinde bir arşiv sunmak. Umarım keyifle okursunuz. Buyurun ilk bölüme başlayalım:
Akıllı telefonlardan bilgisayarlara, balistik füzelerden otomotiv endüstrisine kadar yarı iletkenler, elektroniğin çok önemli bir bileşeni ve dijital ekonominin merkezi unsurudur. Adından da anlaşılacağı üzere metal gibi tam iletken ya da cam gibi yalıtkan değildir.
Elektriksel akım karşısında yarı geçirgen/iletkendir. Bu malzeme üzerine, iki ana kategoriye giren entegre devreler (IC) veya mikroçipler üretmek için transistörler takılır: Elektronik bir cihazın çalışmasına izin veren işlemciler ve bellek.
Yarı iletkenler, sağlıktan, iletişime ve bankacılığa kadar bugün hayatımızın etrafında döndüğü teknolojilerin işleyişini sağlar. Bu bakımdan yarı iletkenler; akıllı telefonlar, bulut teknolojisi, nesnelerin interneti, otomotiv, savunma sanayi ve uzay alanında 5G etrafında hayat
ABD'nin, son 3 yıldır Hint-Pasifik'teki ABD politikasına rehberlik eden 2018 Hint-Pasifik strateji belgesinin gizliliğini kaldırdı.
Daha önce çokça dikkat çektiğim üzere, belge, Çin'in etkisine karşı koymaya ve "Hindistan'ın yükselişini hızlandırmaya" odaklanıyor.
Belgede, öncelik Çin olmakla birlikte Çin ve Kuzey Kore konusunda müttefikler ve ortaklarla stratejik uyum sağlanması, bölgede "liberal ekonomik düzenin" öne çıkartılması ve ABD'nin ve ortaklarının Çin'in istihbarat faaliyetlerine karşı "korunması"na dair vurgular bulunuyor.
Belgeden satırbaşlarını okuduğunuzda, aslında uzun süredir paşlaştığım görüşler olduğunu göreceksiniz:
⏺️"Çin'in endüstriyel politikalarının ve adil olmayan ticaret uygulamalarının küresel ticaret sistemine zarar verdiği konusunda uluslararası bir fikir birliği" oluşturmak
Komplocular için amme hizmeti yapıp malzeme bırakayım biraz. İlk görsel Kartacalıların 455'te Roma'yı talan etmesini tasvir ediyor. İkici ve üçüncü görsel geçtiğimiz günlerde ABD Kongre binasındaki olaylardan.
Bakın arkadaşlar, küreselciler ile yerelciler arasındaki çatışmada simgeler her zaman önemli olmuştur. Döneminde küresel bir güç olan Roma, o dönemin yerel bir gücü olan Kartacalılar tarafından talan edilmişti. Trump'ın temsil ettiği yerelciler, 2021'de küreselcilere saldırdı.
Roma talanında heykeli kucaklayan adamın başındaki kasket/bere ile kürsüyü taşıyan adamın beresi, diğer iki figürün boynuklu başlıkları, en sağda mızrak tutam adam ile DC'de en sağda bayrak tutan adam... Bunların tamamı simgesel mesajlar.
2014 yılında Berlin'de bir grup girişimci gence hitap eden Google'ın yönetim kurulu başkanı Eric Schmidt, "Garajda bir yerlerde birileri bizim için ateş ediyor. Biliyorum, çünkü uzun zaman önce biz de o garajdaydık. Artık dijital alandaki bariyerler kalktı." diyordu.
"Bariyerlerin kalkması"nı çoğu insan engellerin ortadan kalkması olarak okuyabilir. Ama kanaatimce bu kavram ustaca seçilip kullanılmıştı. Zira küresel ölçekte dijital alanları ele geçiren teknoloji firmaları, kendilerine kurşun sıkma potansiyeli taşıyan yeni girişimleri önlemek
için bariyerleri yükselteceğinin/kaldıracağının işaretini veriyordu. Bugün Google, Amazon, Facebook, Twitter gibi büyük dijital hüküm vericiler, yeni bir iktidar türü için yeni gözetim ve düzenleme mekanizmaları hakkında düşünmemiz gerektiği hatırlatıyorlar.