12 Ocak 1919 günlü İkdam'da "Berlin'de kanlı sayfalar" başlıklı haberde "Spartaküs Grubu Hariciye Nezaretine hücum etmiş ise de mağlup ve ricata mecbur edilmiştir. 60 kişi telef olmuştur.Hükümetin vaziyeti saatten saate iyileşmektedir" diyor.
2/6 19 Ocak 1919 tarihli İkdam'da Spartaküs Grubu'nun lideri Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg'un Berlin yakınlarındaki Wilmersdorf'ta tevkif edildikten sonra Liebknecht'in önce ahaliden kafasına darbe yediği, ardından kaçmaya çalışırken muhafızların ateşiyle öldüğü anlatılıyor.
3/6 Haber "Bir rivayete göre Rosa Luxemburg otomobil ile hastaneye götürülürken ahali tarafından üzerine revolverle ateş edilerek katledilmiştir" deniyor. [Bugün,polis teşkilatını ele geçiren sağcı Freikorps örgütü tarafından öldürüldüğünü ve Spree Nehri'ne atıldığını biliyoruz.]
4/6 Burada bir parantez açayım: Rosa henüz 13 yaşında iken (1884), I.Wilhelm’in, o yıllarda yaşadığı Varşova’yı ziyaret edişi üzerine şöyle yazmıştı: "Nihayet göreceğiz seni/Batı'nın gücü/Belki ben bile izleyeceğim/Saksonya bahçelerinde dolaşan seni/…/Politikadan hiç anlamam ya/
5/6 Fazla uzatmayayım ama/Sevgili Wilhelm sen de sakın unutma/Söyle kurnaz Bismarck soysuzuna/Barışın ırzına geçmeye bilenmesin/Ey Batı'nın İmparatoru/Bunu Avrupa için yapasın.” II.Wilhelm’in ülkesinde ölüme gitmeden önceki gün defterine şunları yazdı:“Vardım,Varım,Var olacağım!”
6/6 22 Ocak 1919 tarihli İkdam'da "Liebknecht ve Rosa Luxemburg'un katline karşı protesto olarak müstakil sosyalistler tarafından Cumartesi gününe kadar tatil-i eşgale (greve) karar verilmiştir" yazıyor. Osmanlı basınının Spartakistleri yakından izlemesi size de ilginç geldi mi?
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Cumhuriyet'in ilk nüfus sayımı 1927'de yapıldı. Sayımda ‘Konuşulan Anadiller’ de sorulmuştu.Buna göre 11.77.810 kişinin anadili Türkçe,1.184.446 kişinin anadili Kürtçe, 134.273 kişinin anadili Arapça, 119.822 kişinin anadili Rumca,
2/17
95.901 kişinin anadili Çerkesçe, 68.900 kişinin anadili Yahudi, 64.745 kişinin anadili Ermenice, 21.774 kişinin anadili Arnavutça, 20.554 kişinin anadili Bulgarca, 11.465 kişinin anadili Tatarca, 8.456 kişini anadili Fransızca, 7.248 kişinin anadili İtalyanca,
3/17
1.938 kişinin anadili İngilizce, 1.687 kişinin anadili ise Acemce idi. Anadili Abazaca, Boşnakça, Çingenece, Gürcüce, Lazca ve Pomakça olanlar 1927 sayımında gösterilmemişti ama 1935 sayımında ve onu izleyen sayımlarda (sadece 1940 hariç) gösterilmişti.
1/7 CB Erdoğan AKP İstanbul İl Kongresi'nde belki bininci kez "Bira kutularıyla camimize girenler bunlar değil mi?" diye sordu ya, bunun genel kitlenin pedagojik analizi sonucu bilinçli olarak seçilmiş bir tavır olduğu açık.Benzer bir paylaşımı FB'den bir arkadaşım gönderdi bana.
2/7 Paylaşan da bir başkasından naklettiği için izin almak zor oldu, özetleyerek aktaracağım iddiasını: Söz konusu kişiye göre Türkiye toplumunun ortalama zeka (algı?) yaşı 11,ortalama konsantrasyon süresi 17 dakika imiş.(Kaynak vermemiş.Yanlışsa,bilenler düzeltir, paylaşırım.)
3/7 Bu kitlenin her 20 dakikada bir zihnini toparlamasına izin verecek aralıklar olmazsa, ikinci 17 dakikaya konsantre olması mümkün değilmiş. En rahat algıladığı cümleler ise dört kelimeden oluşan cümlelermiş. Metin içinde 8-10 kelimelik cümleler varsa algılama adeta duruyormuş.
1/8 Bu konuşma 20 Mart 2016'da yapılmıştı, hemen ardından konuşmayı tarihsel bilgiler açısından analiz etmiştim. Şimdi nedense tekrar gündeme geldi. Bu konuşmadaki tek yanlış Abdülhamit'in sonu değil, daha pek çok yanlış var. Bunlar sırasıyla şunlar:
2/8 (Konuşmayı dinlediğinizi varsayarak devam ediyorum.)
Yanlış 1: Hal Fermanı değil, Hal Fetvası.
Yanlış 2: Hal Fetvası Silahhane’de veya Yıldız Sarayı’nın herhangi bir bölümünde değil 27 Nisan 1909 günü Meclis-i Umumi-i Milli’nin Sultanahmet'teki Meclis dairesinde 240 mebus,
3/8 36 ayandan oluşan bir heyet tarafından alınan karar uyarınca Elmalılı Hamdi Hoca tarafından kaleme alınmış Fetva Emini Hacı Nuri Efendi,Meclis'e davet edilmiş ve onayı istenmişti.
Yanlış 3: Abdülhamit’e Hal Fetvası Silahhane Binası’nda değil Küçük Mabeyn Köşkü’nde okunmuştu.
1/10 28 Ocak 2008 tarihli "Siz hiç esir düştünüz mü komutanım?" başlıklı Taraf yazımı (artık internette okunamıyor) şöyle başlatmıştım: "Türk kültüründe askerlik çok yüceltildiği için, düşmana teslim olmak, dahası esir kamplarında yıllarca yaşamak çok ayıp sayılır.
2/10 Bu yüzden de bu toplum sanki tarihte hiçbir Türk askeri esir düşmemiş gibi davranır. Halbuki Birinci Dünya Savaşı sırasında, İtilaf Devletleri, Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Bulgaristan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun ordularından 3,3 milyon askeri esir aldılar.
3/10 Bunların 200 bini Osmanlı ordusundandı. Osmanlı Devleti ayrıca 250 bin askerini cephede, 470 binini cephe gerisinde kaybederken, 300 bin askeri de firar etmişti.
1950-1953 arasında Kore Savaşı’nda 234 Türk askeri esir düştü.
1/5 İslam mitolojisine göre, 543-571 yılları arasındaki bir tarihte, o sıralar putperest mabedi olan Kabe'yi yıkmak için gelen Hristiyan Yemen Valisi Ebrehe ve kalabalık fil ordusunu gagalarıyla taşıdıkları taşları atarak yenilmelerine sebep olanlar Ebabil Kuşları idi.
2/5 "Karmatiler 930'da Mekke'ye baskın yapıp 10 bin hacıyı öldürmüş, 10 yıl sonra ayrılırken Kabe'nin kapısı ile Hacerü'l-Esved'i yanlarında götürmüşlerdi. Bunları Abbasiler 20 yıl sonra 120 bin dinar ödeyerek geri alabilmişlerdi. Bunlar olurken Ebabil Kuşları kimbilir neredeydi?
3/5 1979'da Suudi-İhvancı Uteybi kendini mehdi ilan edip 500 müridiyle Kabe'yi işgal etti, 30 kişiyi öldürüp 90 kişiyi rehin aldı. Ebabil Kuşları gelmeyince, Suudi yönetimi önce Pakistan birliklerini, onlar da başaramayınca Fransız anti-terör timini yardıma çağırdı.
1/7 Ayıp çok::)) 1920'de İstanbul’daki Divan-ı Örfi Mahkemesi’nde tehcir suçlusu bulunarak idam edilen Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey, 1922'de Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey ‘Milli Şehid’ ilân edildi ve ailelerine ‘Emval-i Metruke’ faslından maaş bağlandı.
2/7 29 Mayıs 1926’da kabul edilen dört maddelik "Ermeni suikast komiteleri tarafından şehit edilen veya bu uğurda suver-i muhtelife ile düçar-ı gadrolan ricalin ailelerine verilecek emlâk ve arazi veya tazminat hakkında kanun" ile “şehid edilen rical,
3/7 Talât Paşa, Cemal Paşa, Cemal Azmi Paşa, Bahattin Şakir Bey, Cemal Paşa’nın Yaveri Süreyya Bey, Cemal Paşa’nın Yaveri Nusrat Bey ve Sait Halim Paşa ile Kürt Mustafa’nın riyaset ettiği Divanı Harp kararıyla idam edilen, Muş Mutasarrıfı Servet Bey, Urfa Mutasarrıfı Nusrat Bey,