📝Dünya edebiyatında distopya türünün öncü isimlerinden, George Orwell’ın kendisinden esinlendiği söylenen Rus yazar Yevgeni Zamyatin’in (1 Şubat 1884 - 10 Mart 1937) hayatından bazı kesitlere ve şahsına münhasır eseri “Biz”e biraz daha yakından bakalım… ✍️🔎
Yevgeni İvanoviç Zamyatin, 1 Şubat 1884’te Rus İmparatorluğu sınırları içerisinde, Moskova'nın 300 km güneyindeki Tambov ilinin Lebedyan ilçesinde dünyaya gelir. Babası Ortodoks bir rahip ve aynı zamanda okul müdürüdür. Annesi ise bir müzisyendir.
Annesinin entelektüel ilgilerine rağmen yaşadığı çevre hiç de entelektüel değildir. Zamyatin, küçük yaşta çareyi kendini kitapların arasında kaybetmekte bulur. İleride kendi yazın dünyasını şekillendirdiğini söyleyecek kadar Dostoyevski’ye hayrandır.
Küçük yaşta İngilizceyi iyi seviyede öğrenir. Sayısal alanında, özellikle matematikteki başarısızlığına rağmen mühendis olmaya karar verir. 1902-1908 arasında İmparatorluk Donanması için, St. Petersburg Politeknik Enstitüsünde deniz mühendisliği okur. Bu dönemde yazmaya başlar.
Öğretmenlerinin, gizli servis tarafından izlendiğini söylemesine rağmen yazmayı sürdürür. Aynı süre zarfında daha da ileriye giderek, Bolşevik partisine katılır. 1905’teki bir isyana katıldığı için Çarlığa bağlı gizli polis servisi olan Okhrana tarafından tutuklanır.
Tutukluluğu sırasında işkence görür, hücre cezasına çarptırılır. Bu kötü deneyimi, 1908’de hapisten çıktıktan sonra yazdığı ilk öykü olan Odin’e de konu olur. 1910'ların başlarından itibaren taşra ve savaş temalı öyküler yazmaya devam eder.
1911'de yine benzer sebeplerden tutuklanıp küçük bir taşra kasabasına sürgüne gönderilir. Orada taşradaki Rus yaşamına dair izlenimlerini içeren öyküler yazar ve “Uezdnoye” (Yerel Hikayeler veya Mahalle Hikayeleri) adıyla derler.
1913'te affedilir. Ertesi yıl “Na Kulichkakh” (Dünyanın Bir Ucunda) adlı öyküsünde Rus İmparatorluk Ordusunu olumsuz bir biçimde tasvir eder. Bu öyküsüyle yeniden iktidarı rahatsız eder ve yargılanır. Bu olaydan sonra bir süre yazma işine ara verir ancak çok uzun sürmez.
I. Dünya Savaşı yıllarında, 1916-17’de İngiltere’de Rus buzkıran gemilerinin inşasında çalışır. İngiltere’de gördükleri ve İngiliz hayatına dair izlenimlerini “Ostrovityane” (Islander / Adalılar) adıyla kaleme alır. 1917 sonlarında Rusya’ya geri döner.
Aynı yıl, daha önce eserlerinden övgüyle bahseden Maksim Gorki tarafından Dünya Edebiyatı Topluluğu’na davet edilir; İngiliz ve Amerikan edebiyatından sorumlu yayın kurulu üyesi olur. Eşzamanlı olarak gemi mühendisi unvanıyla da başarılı işler yapmaya devam eder.
1917 Devrimi öncesi Bolşevikleri destekleyen Zamyatin, sonra partinin pek çok iç politikasını eleştirmeye başlar ve zamanla partiden kopar. Bu kopuş, daha sonra yazdıkları yüzünden bir zamanlar gönül verdiği Bolşevikler tarafından sertçe eleştirilmesine kadar varacaktır.
Devrim sonrası editörlük yapar, yazı üzerine dersler verir. Bazı yabancı eserlerin Rusçaya çevirisinde aktif rol oynar. Bu dönemde İnsan Avcısı, Kuzey, Kadastro Memuru, İşaret, Günahkarların Kefili, Ejder gibi öykülerini yazar.
1921’de kaleme aldığı ve devrim sonrası dönemin edebiyat anlayışını inceleyip eleştirdiği “Korkuyorum” adlı makalesinde Rus edebiyatının geleceğinin, geçmişinden parlak olamayacağına dair bir kehanette bulunur:
1920’de, distopya türünün öncüsü kabul edilen, kendisinden sonra yazılacak türün diğer romanlarına da bir prototip oluşturan, bilinen tek romanı olan ve 26. yüzyılda, bir devrim sonrasındaki hayali bir toplumu anlattığı “Mıy” (Biz / We) el yazması kopyalarla dolaşıma girer.
“Biz”, aşırı gelişmiş bir toplumda, bireyin kendi benliğini kaybettiği, artık isimleriyle değil numaralarla kodlandığı, denetim ve gözetleme mekanizmalarının en üst seviyede olduğu, cinselliğin izne tabi olarak gerçekleştiği, özel hayatın yok olduğu bir dünyayı resmeder.
Romanın başkahramanı başta bu diktatörlüğü destekleyen ve kendisi de tıpkı Zamyatin gibi bir mühendis olan D-503’tür. Roman, ‘günlük’ olarak kurgulanır. Devlete yarar sağlamanın övgüsüyle başlayan roman, zamanla D-503’ün devletin başındakileri sorgulamasına dönüşür.
Bu romanla Zamyatin, belli bir devleti ve toplumu hicvetmez, dünyanın ve sanayi toplumunun varabileceği noktayı gösterirken, otoriterleşen devlet yapılanmasına, birey olma özelliğinin kaybolmasına ve tek tipleşen insanlığa atıfta bulunur.
"Biz"in ilk basımı 1923’te Çekçe olarak yapılır. Ardından Rus psikanalist ve psikiyatri tarihçisi Gregory Zilboorg’un çevirisiyle 1924’te İngilizcesi yayımlanır. Daha sonra Rusya dışındaki muhalif göçmenler kitabın Çekçesini yeniden Rusçaya çevirip yayımlarlar.
Kendi dışında gelişen bu çeviri ve yayım olayı yüzünden Zamyatin’in başına gelmeyen kalmaz: Yazarlar Birliği’nden çıkarılır. Kitaplarının yayımı, oyunlarının sahnelenmesi yasaklanır. Sert eleştiriler, Zamyatin’i psikolojik olarak bir hayli yıpratır.
1987’de Gorbaçov’un “açıklık” politikasının uygulamalarından biri olarak itibarı iade edilene kadar “Biz”, yazıldığı topraklarda okunamaz. Ancak o dönemde basılmak için programa alınır ve 1988’de Sovyet Rusya’da Rusça baskısı yapılır.
Roman, özellikle daha sonra “Biz”den esinlenerek kaleme alacağı 1984’ün yazarı George Orwell’ın da aralarında olduğu Batılı yazarlar tarafından, ciddi merakla hazırlanan bir dizi incelemeye tabi tutulur. Bu sebeple roman üzerinde Batı’da büyük bir ilgi oluşur.
“Biz” bu anlamda kendinden sonraki romanların bir öncüsü olur. Edebiyat tarihinde özellikle Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya’sı ve George Orwell’ın 1984’ü ile isimleri birlikte anılır. Ancak Cesur Yeni Dünya’yla aynı türün romanları olmaları dışında bir benzerlikleri yoktur.
“Biz”in tarihteki yeri, 1984’le ise pek çok imgesel benzerlik taşımasına rağmen, yine de esas olarak farklıdır. Orwell’ın bir sosyal gerçeklikten yola çıkarak kaleme aldığı 1984’teki okuru sarsan hikaye, Biz’de henüz yaşanmamış olmasına karşın öngörülmüş, eleştirilmiştir.
Biz’de “Velinimet” olarak anılan otorite, 1984’te “Büyük Birader”dir. Zamyatin’in kendinden izler taşıyan esas karakteri D-503, Orwell’da Winston Smith adını alır. Tıpkı Biz’de E-330 adlı kadının D-503’ü baştan çıkarması gibi Winston’ı da Julia baştan çıkarır.
Öte yandan 1984’teki kaybediş kesindir. Winston, Büyük Birader’e bağlı ve saygı duyan bir tip olarak ölür. D-503 ise Velinimet tarafından beyindeki “düş gücü merkezi”nin çıkarılması akıbetini yaşar. Orwell’daki karamsarlığa rağmen Zamyatin’de her şeye rağmen bir umut vardır.
Zamyatin, Huxley’den 12, Orwell’den 28 yıl önce, düşünen ve hayal eden insan için özgürlük ve mutluluğun özdeş kavramlar olduğu tartışmasını ortaya getirir. Kesintisiz mücadelesini, kendi inşa ettiğinin kurumsallaşmaya başlamasıyla o inşayı yıkıp yeniden kurmak üzerine oluşturur.
Ütopya, Zamyatin’de hep orada duran, yakınmış gibi görünen ama hiç varılamayan uzak bir nokta gibidir. Zamyatin, hikayesini o ideal nokta etrafında kurar. Bu yüzden Biz’i şu cümlelerle bitirir: “Davayı kazanacağımızdan umutluyum. Dahası, eminim. Çünkü akıl kazanmalıdır.”
1920’lerin ortalarında çeşitli piyesler yazar ve bu piyesler halk tarafından büyük bir beğeniyle karşılanır. Ancak, 20’lerin başlarındaki görece özgür ortamın da kaybolması ve özellikle “Biz” sonrası Zamyatin hükümet destekli basının hedefi haline gelir.
Daha önce pek çok kez sahnelenen Blokha (Pire) adlı piyesi hükümet tarafından sansürlenir. Zamyatin’in edebi faaliyetleri neredeyse tamamen yasaklanır ancak o, bir yazarın aynı zamanda bir kahraman olduğuna dair inancını sürdürür.
Öncesinde desteklediği Bolşevikler tarafından, tıpkı Çarlık dönemde olduğu gibi, sapkın fikirlere sahip bir yazar olarak yaftalanır. 1920’lerin sonlarında Komünist Parti çizgisindeki eleştirmenlerce saldırıya uğrar. Rus Yazarlar Birliği başkanlığını bırakmak zorunda kalır.
Artan baskı ve sansürler, Zamyatin’in hem kişisel olarak ciddi problemler yaşamasına hem de edebi olarak üretiminin durma noktasına gelmesine sebep olur. 1931 yılında iktidardaki Stalin’e bir mektup yazar ve ülkeden ayrılmak istediğini söyler:
Gorki’nin araya girmesiyle mektup Stalin’e ulaşır ve onun izniyle, karısıyla yurt dışına çıkar. 1932’de neredeyse büyük bir sefalet içinde yaşayacağı Paris’e “bir Sovyet vatandaşı” olarak yerleşir. Bu dönemde kendisi gibi yasaklı bir yazar olan Bulgakov ile temaslarını sürdürür.
1936'da Fransız film yapımcısı Jean Renoir ile Maksim Gorki'nin “Ayaktakımı Arasında” oyununun Les Bas-Fonds adıyla sinemaya uyarlanacak senaryosu üzerinde çalışır. Bu durumdan memnun olan Gorki, senaryoyu görmek istemesine rağmen, ömrü buna vefa etmez. imdb.com/title/tt002733…
Zamyatin 1937 yılında, Paris’te kalp krizi geçirerek hayata veda eder. Ömrünün son yıllarında yoksul bir yaşam süren Zamyatin’in cenaze merasiminde birkaç arkadaşından başkası yoktur. Paris banliyösündeki Cimetière de Thiais’e (Thiais mezarlığı) gömülür.
Biz romanından 2016 yılında uyarlanan The Glass Fortress (Yön. Alain Bourret) adlı kısa film için bkz.
Zamyatin üzerine yazılan “Yevgeni Zamyatin Ütopya Algılarını Yeniden Kurarken” başlıklı bir çalışma için bkz. dergipark.org.tr/tr/download/ar…
Zamyatin üzerine yazılan “Zamyatin's We and the Idea of the Dyst e and the Idea of the Dystopie” başlıklı bir başka çalışma için bkz.
newprairiepress.org/cgi/viewconten…
Zamyatin’in 1931’de Stalin’e yazdığı mektubun tam metnine ve “Korkuyorum” adlı yazısına ulaşmak için bkz.
Zamyatin hakkında yazılmış bazı yazıların derlemesinden oluşan “Zamyatin’s We: A Collection of Critical Essays” adlı kitap, Zamyatin ve Biz hakkında oldukça kapsamlı bir derleme…
Bülent Somay’ın 1988 yılında kaleme aldığı “Zamyatin’in “Biz”i Biz Miyiz?” başlıklı yazısı için bkz.
rusedebiyati.wordpress.com/2016/11/23/zam…
Rus edebiyatının muhalif ismi ve bir türün öncüsü, “Biz” dışında yazdığı pek çok öyküyle de Rus edebiyatında iz bırakan Yevgeni Zamyatin’i, yazdıkları ışığında saygıyla anıyoruz…

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with İstanbul Sosyoloji

İstanbul Sosyoloji Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @iuefsosyoloji

3 Nov
20. yüzyılın en büyük bilim filozoflarından biri olarak görülen ve yaklaşımı günümüzün bilimsel düşüncesine derinden nüfuz eden Karl Popper’a daha yakından bakalım. Image
Karl Raimund Popper 28 Temmuz 1902’de, Avrupa’nın en önemli kültür merkezlerinden, imparatorluk kenti Viyana’da, Aziz Stefan Katedrali'nin güneyine bakan, devasa kütüphaneli bir evde, Protestanlığı seçen Yahudi bir ailenin üçüncü ve son çocukları olarak dünyaya gelir. ImageImage
Babası Dr. Simon Siegmund Karl Popper bir avukattır. Yunan ve Latin klasiklerini Almanca’ya çevirir, evsizlere yardım eden komitelerde gönüllü olarak yer alır. Annesi, kızlık soyadıyla Jenny Schiff ise Viyana’nın yüksek burjuva sınıfına mensup bir müzik tutkunudur. ImageImage
Read 23 tweets
26 Oct
Türkiye’deki sağlık eğitiminin gelişmesinde önemli bir katkısı bulunan, kadın doğum, hemşirelik, ebelik, hastabakıcılık gibi pek çok alanda kurucu olan, tıbbi yayıncılığı başlatan ve Darülfünun’un ilk emini olan Besim Ömer Akalın'ı (1 Temmuz 1862 - 19 Mart 1940) tanıyalım. 🔎
Besim Ömer Paşa, 1 Temmuz 1862 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Babası ilk Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında mebus olan Nardalı Ömer Şevki Paşa, annesi ise Afife Hanım’dır. Priştine’de eğitim hayatına başlayan Besim Ömer, Kosova Mülki Rüştiyesi’nde ortaöğrenimine devam etmiştir.
Ailesinin İstanbul’a taşınması nedeniyle son senesini Gülhane Askeri Rüştiyesi’nde tamamlamıştır. Çocukluğundan itibaren doktor olmayı isteyen Besim Ömer Paşa bu konuda şöyle der: “Doktor olmama başlıca sebep ebeveynimin, bilhassa babamın hekimlere karşı gösterdiği muhabbettir.”
Read 46 tweets
23 Oct
Amerika ile inşa edilen köksüz, renksiz, eklektik geleceğe itiraz eden; sanatla, şiirle kurduğu derin, sahici bağa ait köklerin ise doğduğu toprakların çok ötesine uzandığını fark eden bir şair, Ezra Pound’u (30 Ekim 1885 - 1 Kasım 1972) daha yakından tanıyalım… ✍️🔎 Image
Eski dünyayı, millet olmayı önemsedi.
Amerikan rüyasını reddedip, “büyük anlatıların” gerçekleşmesini istedi.
Bundan dolayı kendisine “kaybedenden yana” olmanın bedeli de ödetildi.
İtibarsızlaştırma, delilik ithafı, yalnızlığa mahkûmiyet…
Hepsini gördü, hepsine sabretti.
O bir şairdi. Öfkesi şiddetli, hüznü derindi.

Yaşı ilerledikçe, dünya gençliğindeki dünya olmaktan uzaklaşıyor, değişiyordu.

Dilini keskinleştirdi, şiirinin formunu yeniledi, ifadelerine dolayımı yerleştirdi.

Kantolar, Ezra Pound’un dünyaya söylediğini kripto sözler gibiydi.
Read 72 tweets
17 Oct
"Benim anılarım, hayaletlerle dolu bir galeridir. Belki ben kendi hayatımı değil de, başkalarının hayatını yaşadım."

Pablo Neruda (12 Temmuz 1904-23 Eylül 1973) yaşadığını itiraf ediyor!

İşte kendi kelimelerinden ve dizelerinden Şair'in hayatı.🌿
"Annem, daha onu hatırlamadan, gözlerimle ona baktığımı bilmeden ölmüş. Adı Dona Rosa Basoalto'ydu. Beni 12 Temmuz 1904'te dünyaya getirmiş. Babamın adı José del Carmen'di. Çok genç yaşta baba evini terk ederek Talcahuano Limanı'ndaki doklarda işçiliğe başlamış."
"14 yaşındayken babam, biraz da kuşkuyla edebiyat çalışmalarımı izliyordu. Dergilerde yayımlanan ilk şiirlerimi gizlemek için kendime bir takma ad bulmalıydım. Derginin birinde bu Çek ismine (Neruda) rastladım ve büyük bir edebiyatçının adı olduğunu bilmeden kendime seçtim"
Read 43 tweets
16 Oct
Homeros’un Ilias ve Odysseia destanları her edebiyatseverin bir şekilde haberdar olduğu metinlerdir. Çünkü bu destanlar klasik edebiyatın başlangıç noktasıdır ve Batı edebiyatları için de temel teşkil ederler. Gelin Homeros’a ve bu destanların tarihine birlikte bakalım… 🔎
Ilias ve Odysseia, antikçağ kültürünü ve edebiyatını anlamak isteyen her araştırmacının, her edebiyatseverin aralayacağı ilk kapıdır. Ne de olsa bu destanların müellifi olarak bilinen kişi, yani Homeros, Platon’un Devlet’teki deyişiyle, “bütün Yunanistan’ı eğiten şair”dir.
Peki sözlü geleneğin bir ürünü olarak kabul edilen bu destanlar, ilk ne zaman söylenmiştir? Homeros’a gelinceye değin ne kadar kılık değiştirmiştir? Homeros’un bu destanlara katkısı ne olmuştur?
Read 26 tweets
15 Oct
✍️Bir şair düşünün ki Eski Roma’nın mitolojik tarihini yazmış, eserleriyle Dante’den Ursula Le Guin’e kadar nice yazara, savaş karşıtlığı dâhil nice ideolojiye ilham vermiş olsun: Publius Vergilius Maro, kısaca Vergilius, MÖ 70 yılında bugün, Kuzey İtalya’nın bir köyünde doğdu. Image
“Gözyaşı her yerde.” Roma’nın iç savaş yüzünden, o zamanki tabiriyle ateşe ve kılıca teslim olduğu bir dönemde yaşayan Vergilius’un bu ifadesi, sadece kendi çağını ya da efsanevi Troia’nın, şiirinde aktardığı trajik düşüşünü değil, insanlık durumunu özetler adeta.
Antik biyografilerde, sessiz, içine kapanık hatta karamsar biri olarak tasvir edilir. Zayıf bünyesi nedeniyle ömür boyu sağlık sorunları yaşamıştır. Buna rağmen, dildeki ustalığı ve derin hayal gücü Vergilius’u şiirin merkezine, dünya edebiyatının zirvesine taşıyacaktır.
Read 38 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!